Kâinatta her nesne, her kanun ve her hâdisenin inceden inceye hesaplandığını düşünmek, günümüz insanının kolayca inanabileceği bir husus değil. Kâinattaki hareket eden her şeyde, görünen/görünmeyen matematikî bir gerçeklik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum, ilim tentenesinin örgüleri arasında gezinen ilim adamlarını daha fazla hayrete sevk etmektedir.
Comte de Buffon (1707–1788), üç asır önce, kibrit çöplerinin veya iğnelerin yere düşmeleri üzerinde ihtimal hesaplarına ait çalışmalar yapmaya başladığında, bu kadar şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşacağını hiç düşünmemişti herhalde. Yaptığı hesaplamalara göre, belli aralıklarla yere çizilmiş paralel çizgilerin üzerine atılan iğnelerin çizgilere değme ihtimali, π sayısıyla orantılı çıkmaktaydı (Şekil 1–2). Çizgiler kibrit uzunluğuna eşit aralıklı çizildiğinde ise, bu sayı tam 2/π olmaktaydı. Bu, kâğıt üzerinde hesaplanan teorik bir neticeydi; fakat pratiğe döküldüğünde ilginç neticeleri beraberinde getirecekti. Yani belli miktarda deneme yapıldığında, teorik hesapta çıkan sayı kadar kibrit çöpünün çizgilere değmesi beklenmeliydi ve gerçekten de öyle olmuştu. Hattâ buradan yola çıkarak matematikçiler Pi sayısını elde etmenin ayrı bir yolunu buldular. Zîrâ, çizgiye değen kibrit çöpü veya iğne sayısının, bütün iğnelerin veya kibrit çöplerinin sayısına oranı, Pi ile orantılı bir sayı verecekti. 1901 yılında Mario Lazzarini bir iğneyi 3.408 kere yere attı ve neticede 355/113, yani 3.1415929 oranı elde etti ki, bu değer gerçek değerden sadece 0.0000003 kadar farklıydı.
|