0
Tarihte büyük kadin matematikçiler de vardir. Gericiler tarafindan katledilen Hypatia, parlak bilim merkezi Iskenderiye'nin son isigi sayilir. Sonraki dönemlerde Sonja Kowalewsky, Sophie Germain, Emmy Noether genç hanimlara örnek olusturacak ünlü matematikçilerden bazilaridir.
17 Agustos depreminde kitapligimin üst rafindaki biblolar ve Sonja Kawalewsky'nin orta boyda büyütülmüs resmi yere düsmüstü; sadece onu yerine koymustum, ama 12 Kasim'da tekrar düstü, simdilik (!) eski yerinde duruyor.
1991'de ITÜ'den emekli olunca, Sonja Kowalewsky'nin bu resmi benimle birlikte üniversitedeki odamdan Ataköy'e dönmüstü. Birkaç hafta önce taninmis bir hanim yazar, gazetesinde beni yazmak istedigini söylediginde, telefonda kendisine, dünya matematik tarihinde genç hanim matematikçilerimize örnek olacak hanim matematikçilerin oldugunu söyledim. "Ben onlari bilemem, siz yazin!..." demisti. Iki depremde de Kowalewsky'nin adeta "Beni yaz.." dercesine, geceleri çalistigim koltugun üzerine düsmesi nedense bana cesaret verdi.
1945 yilinda ITÜ'ye asistan olarak atandigim günlerde, o zamanki kürsü baskanimiz Ord. Prof. K. Erim'in odasinda birkaç ögrencinin sik girdigini görürdüm. Bunlarin; aslen Iskoçyali, sonradan ABD'ye giden ve matematik egitimini orada tamamladiktan sonra Colombia, Harvard ve Cal. Inst. of Tech'de dersler vermis olan E.T. Bell'in Men of Mathematics isimli matematik tarihi kitabini Türkçe'ye çevirmeleri için Kerim Erim hoca tarafindan seçilen (1942-43 yillarinda), iyi dil bilen dört ögrenci olduklarini ögrendim. O günlerin bu ögrencileri; I. Inönü'nün büyük oglu Ömer Inönü, rahmetli Yük. Mimar Ismail Ismen, ITÜ Makina Fakültesi'nden emekli Prof. Zübeyir Demirgüç ve Yük. Insaat Mühendisi Cüneyt Akova idi.
Büyük Matematikçiler ismiyle Türkçe'ye iki cilt halinde çevirdikleri bu kitabi asistanligim sirasinda satin almistim, simdi kime verdigimi hatirlamiyorum ama, kitabin Ingilizcesini sonradan elde etmistim. Sonja Kowalewsky'yi yazmaya karar verdigimde E.T. Bell'in Men of Mathematics'inden baska Development of Mathematics adli eserinden, Moritz Cantor'un üç büyük ciltlik Vorlesungen über Geschichte der Mathematik isimli sahane matematik tarihi kitaplarindan ve Sonja Kowalewsky'nin hayatinda önemli rol oynamis olan, yine hayran oldugum büyük Alman matematikçisi Karl Weierstrass'in (1815-1897) anisi için Festchrift zur Gedächtnisfeir für Karl Weierstrass adiyla Henrich Behnke ve Klaus Kopferman tarafindan derlenmis (1965) kalin kitaplarindan yararlandim.
Sonja Kowalewsky derken, kadin matematikçiler Sophie Germain, Emmy Noether ve hatta çok eskilere giderek Hypatia söze geldi.
Yazimi bitirdikten sonra, bu kadar matematik birikiminden ve pek de kötü sayilamayacak Ingilizce'mle Bell'in Men of Mathematics'inin bazi yerlerinde yanlis yapmamak için zorlandim ve sonunda 1945'de ögrenci olarak tanidigim, sonradan arkadisimiz olan Prof. Zübeyir Demirgüç'ten, bana kitabin çevirisini göndermesini rica ettim. (1)
Unutulmaz Milli Egitim Bakani
Bu dört ögrencinin, kitabi nasil çevirdiklerini merak etmistim. Çeviriyi okudugumda birkaç yer disinda, 1940'larin Türkçesiyle çeviriyi mükemmel buldugumu söyleyebilirim. Çevirmenlerin özsözlerinde, Adnan Adivar ve Sabri Esat Siyavusgil gibi önemli kisilerin gençlere çevirelirende yardim ettiklerini gördüm. Zamanin Milli Egitim Bakani Hasan Ali Yücel'in kitaba yazdigi (10 Temmuz 1945) ön yazidan birkaç satir aktarmadan edemeyecegim: "... Mantigi yalniz formel tarafiyla ve skolastik bir görüsle anlayis Bacon'dan ve Descartes'tan baslayan iki yönlü büyük felsefe hareketinden geregi kadarinca haberdar olmayis, matematikçilerimizi filozofik alanda emek vermeye çekmemistir. Bizde öyle bir zan hasil olmustur ki, matematik bilimleri konusundaki soyutluk, matematigi hayattan soyup çikararak bir mücerret mahluk yapar. Halbuki hayat bunun tam tersinedir. Matematikçi, hele büyük matematikçiler, yalniz riyazi manasiyla degil, hayati manasiyla da davasi olan adamlardir. Bu dava, tabiat ve tabiattaki türe muammasini çözmektir. Onlarin en çetin hayat sartlari içerisinde insan düsünüsünün en ince, en karisik, en yüksek, hatta en karanlik yerlerine çeken x'in kuvvetini duymadikça ne onlarin dize getirdikleri düsünüs yeniligini, ne de onlarin bu müthis ruh hamlelerini anlayip kendimizde bulmaya imkan olamaz. Matematigi böyle görmek ve matematikçiyi böyle anlamak, bilginin temeli olan ve insan zekasinin büyük buluslarina kaynaklik eden bu alanda o bilgiye intisabedenler için ilk sarttir."
"Teknik Üniversitenin dört genci E. T. Bell'in Büyük Matematikçiler kitabini çevirme tesebbüslerinden beni ilk haberdar ettikleri zaman, yukaridan beri anlatmaga çalistigim duyguda olduklarini görmekten bahtiyar oldum. Düsüncenin ilk sarti yasamak olduguna göre düsünenlerin hayatini bilmekteki zaruret kadar faydayi kavramak, bana çok takdire deger göründü... Hiç olmazsa yarim asir sonra dünyanin herhangi bir kösesinde buna benzer bir kitap yazildigi zaman o kitabin içinde bizden de bir kaç isim görmek, bu amaca ermege çalisanlari simdiden tebrik etmek için bize kuvvet verici bir ümit oluyor.."
Iste böyle yazmisti, o unutulmaz milli egitim bakani.
Sonja Kowalewsky'yi yazmaga koyulduktan sonra Sophie Germain, hele Emmy Noether'den söz etmemek bu matematikçi hanimlara haksizlik olacakti.
Emekli oldugumdan beri, uzun yillar süreyl verdigim matematik derslerinde en çok neyi anlattigimi arasira düsünürüm ve ön plana "Bolzano-Weierstrass" teoremi çikar (Bolzano Italyan). Büyük matematikçi Weierstrass'i anlatmadan Kowalewsky'yi iyi hissetmek mümkün olmayacak diye düsünüyorum. Bolzano-Weierstrass Teoremi daha ilk siniflardan baslayarak yüksek lisans derslerine kadar, çesitli uzaylarda anlatilir, bu teorem "Her sonsuz, sinirli kümenin en az bir yigilma noktasi vardir" der ve klasik matematik analizin temel teoremlerinden biridir. Eger bu kümede bazi "düzenlilikler" varsa tek bir yigilma noktasi olur.
1950'li yillarda Pariste, Henri Poincarré Enstitüsü'nde bulundugum sirada iki hanim matematikçi dikkatimi çekmisti. Bunlardan biri Jocatin Dubreuil idi; hem çok güzel, hem de çok iyi matematikçi oldugunu söylerlerdi. Digeri ise, baska bir sehirde profesör olan iyi cebirci oldugu söylenilen bir hanimdi; esi de Henri Poincarre'de hocaydi, hafta sonlari gelir seminerlere katilirdi. M. I. T.'de bulundugum sirada bölümde benden baska hanim matematikçi yoktu. Londra Üniversitesi'nin Birkbeck Koleji'nde 1962-63 yillarinda Imperial College ile ortak yapilan seminerleri yöneten Israil asilli hanim matematikçinin de, bizim departmanda topoloji profesörü olan yakisikli esini kuvvetli matematikçi gücüyle etkiledigimi düsünürdüm.
1989 yilinda Türk Matematik Dernegi'nin "Ulusal Matematik Sempozyumu" o yil Izmir'de toplanmisti. Genel konusmaci olarak Istanbul'dan çagirildigim bu sempozyumdaki konusmami bir gazete yayimlamis; unuttugum bu gazete kupürü geçenlerde, eski dosyalari karistirirken, elime geçti, orada söylediklerimin bir kismini gazete kupüründen aktariyorum: "... Bence matematik erkeklerden daha çok kadinlara uygun bir daldir. Tüm bilim dallari tutkuyu gerektirir, ayrica matematik için sezgi de zorunludur. Hem tutku, hem de sezgi kadinlarda vardir, üstelik kadin matematikçiler daha yürekten anlatiyorlar...".
Hasan Ali Yücel'in 1945'te yazdigi önsözden sonra 55 yil geçti; onun 1945'in 50 yil sonrasi için, dileklerini Türk hanim matematikçilere tekrarliyorum.
Sonja Kowalewsky'den önce Weierstrass'i anlatmak gerekecektir. 1637 ile 1687 arasindaki elli yil, modern matematigin sekillenmesi olarak kabul edilir; ilk tarih Descartes'in Géometrié'yi, ikinci tarih ie Newton'un Principia'yi yayimladigi tarihtir. Defansiyel hesap Newton ile ayni zamanda (mektuplasmalardan), hatta daha biçimsel olarak Alman Leibniz ile basliyor.
Bilimlerin kraliçesi matematik, matematikçilerin prensi olarak da Gauss (1777-1855) anilir. Matematikte Gauss ile baslayan kesinlikten sonra süreklilik ve sonsuzun modern teorilerinin yaraticisi olan Weierstrass ile matematik analizin parlak devri baslamistir. Weierstrass'in hayati boyunca mektuplasmalari, kisisel iliskileri, mesleki ziyaretleri ve kendinden sonra gelecekleri yetistirdigi ünlü matematikçilerin listesi sasilacak derecede uzundur. Bunlar arasinda büyük Alman matematikçi Amandus Schwarz en önemlisidir. Bu listede bir de hanim matematikçi gözükmektedir: Sonja Kowalewsky. Weierstrass'in, hiçbir noktasinda tegeti olmayan sürekli egrisi örnegini ögrencilerime heyecanla anlatirken, gittikçe siklasan bir goblen isi gibi düsündügüm bu egrinin kurulmasindaki derin sezgi gücünü hissederdim her defasinda.
Weierstrass, 1875 yilinda Almanya'nin Münster kentine bagli bir kasabada, Ostenfeld'de bir gümrük memurunun oglu olarak dogdu. Oldukça kültürlü olan babasi Münster'deki okulu parlak bir sekilde bitiren oglunun hukuk okumasinda israr ederek, onu Bonn Üniversitesi'ne gönderdi. Hukuk ögrenimi sirasinda bazi basarilari olmasina ragmen, dört sene sonra diploma almadan, isinamadigi bu egitimden vazgeçerek ailesinin yanina döndü. Matematigi ve Weierstrass'i seven bir aile dostu yardimiyla Munster Akademisi'ne matematik ögrenimine gitti. Akademideki hocasi Guderman'la aralarinda derin muhabbet ve çalismalar kendisine dünyanin en büyük analizcisi olma yolunu açti. 1856'da Berlin Üniversitesi'ne yardimci profesör ve sonra da akademiye seçilerek profesör oldu. Bu hocaligi sirasinda Sonja Kowalewsky karsisina çikacaktir.